İçeriğe geç

İnecek Var! Yazılar

Carga la Tromba Edebiyat !

Psişik Mevzular 56, ” Kendisiyle Arası Açılan Adamın Serencamı “

Gasteci: Farklı görünüşünüzü eleştirenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Lady Gaga: Gülüyorum onlara, hepsi birbirine benziyor! Ben: Hay gagasını öptüğümün Lady’si, ne güzel dedin öyle! Lady Gaga: Mersi canım. Kendiyle Arası Açılan Adamın Serencamıdır! İlk çocukluk günlerinden, kartlaşmaya başladığın şu günlere dek, gerek hısım akraba, gerek yakın ve gerekse uzak arkadaş çevren tarafından bilinçli yahut bilinçsiz bi’şekilde hep birilerine benzetildin. Davranışlarına bakarak kimin iyi, kimin kötü niyetli olduğunu anlaman zordu, zaten sen de anlayamadın. Müspet manada bile olsa herhangi bi’benzetilmenin sinirlerini fena halde yıprattığını; kimseye benzemediğini hatta kendinle dahi bi’benzerliğinin bulunmadığını çok iyi biliyordun; fakat bi’tek sen biliyordun. Onların gözünde sen, hep arka sıraların öğrencisiydin. Bu yüzden pek duyulmadı sesin. Zaman zaman duyurabildiğin anlarda oldu elbet. O zaman da -bu çocuk kime…

Psişik Mevzular 55, Gerçekten Şahane Çorap Giyiyorsun!

Bana çiçek gönderme Bir kuş ağacı gönder Dallarında gezinsin Kül rengi güvercinler Konsunlar yastığıma Uyutmak için beni Sırtlarında kuş tüyü Gagalarında ninni Ülkü Tamer Uykuyla ve Kendiyle Arası Açılan Adamın Kendine Serzenişidir! Şahane ahkâm kesiyorsun. Öyle ki kestiğin her ahkâm faiz oranlarını tavana, borsayı tabana iteliyor. Tahrip gücü yüksek parça tesirli ahkâmlar… Fakat uyuyabiliyor musun? Uyuyamıyorsun. Hava sıcaklığı ne olursa olsun yorgansız uyuyamıyorsun. Ayağın çoraplıysa da uyuyamıyorsun, oda kapısı açıksa da. Ortam çok sessizse uyuyamıyorsun. Keza ortam çok gürültülüyse de uyuyamıyorsun… Efendine söyle; ayakların içten içten yanıyorsa da uyuyamıyorsun, dıştan dışa donuyorsa da. Hâsılı; yazacaksan uyuyamıyorsun, okuyacaksan uyuyamıyorsun, seçim geceleri uyuyamıyorsun, düşünüyorsan uyuyamıyorsun, kaçta uyanacağın belliyse asla uyuyamıyorsun, uyuyanlar aklına geldiğinde de uyuyamıyorsun. Bazen saydığın bütün bu koşullar sağlanmış olsa bile…

Psişik Mevzular 54, “Rakıyı Hep Çay Bardağından Yudumladılar “

Pala Ragıp ( nam-ı diger Koca Herif ), Kamalak Ali, Pıtırcı Memmed, Ayı Hakkı, Eczacı Mustafa, Albay ( rivayet o ki adını bilen yoktur ), Camgöz Sıtkı, Heyhey Özcan, Kandan Vedat, Habeş Mustafa, Köfte Erdem, Dolma Memmed, Artiz Kemal, Doktor İbrahim ve Komünist Hoca… Bir dönemin şahsiyetini tamamlamak adına hayatlarını kardeşçe paylaştılar ve rakıyı hep çay bardağından yudumladılar.  Ankara’da doğdular. İlk kahveye çıkış, saçları geriye doğru ilk tarayış, yeni yeni terlemeye başlayan bıyıkları ile ilk kavga hep Ankara’da, hep, hep birlikte oldu. Dağılarak Ankara’nın dört bi’köşesine Neşetle gönül dağlarını eritip, Bedia Akartürk ile kesik çayırı biçtiler. Ankara’da öldüler. Siyaseti sevmediler ve sandığa gitmediler. Öyle ki; 80 ihtilalini bile sadece zamanlaması bakımından eleştirdiler. Onlara göre sokağa çıkma yasağı ile av zamanı…

Psişik Mevzular 53,”İn-leyen Hayatlar Senfonisi”

Bilenler bilir, hep beni bulur böyle şeyler… Böyle şeyler, bilenler bilir ki beni bulur hep. Hep beni bulur böyle şeyler bilenler bilir yani… Akla hayale gelmeyecek yerlerde, kimsenin ihtimal dahi vermeyeceği olağanüstü kısıtlı zamanlarda ve çoğu zaman perişan bi’haldeyken karşıma çıkar hep böyle şeyler. Karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye gittiğimde de bulur, gecenin bi’vakti şehrin unutulmuş bir köşesinde unutulmuş bi’bankta oturup çekirdek işlerken de bulur. Dahası şehirlerarası yolculuklarımın ihtiyaç molalarında bile bulduğu olur. Kısaca bulur da bulur. Nedense hep aramadığımda bulur, aradığımda sırra kadem basıp kaybolur. Böyle şeyler hep böyledir zaten. Artık böyle şeylere sebep aramak uğruna kafa patlatmıyor ve sonrasında yaşanan gerilimlerin veya gelişmelerin üstünde durmuyorum. Hepsinin birbirini tamamlar nitelikte ki tekrarlardan ibaret olduğunu biliyorum çünkü. O yüzden şu anda…

Psişik Mevzular 52, ” Kim Belkemiğinde Tatlı Bi’Üşüme ile Yaşamasını Sevmez ki? “

Mustafa Deve isimli şahıs, üzerine sinek konan bi’ineğe bu ne? diye sorulduğunda tereddütsüz sinek diyecek türden bi’insandı ve asma gölgeli mahalle kahvesinin en ücra köşesinde, isminin ve cisminin zerre kadar önemli olmadığı eşşek kadar üç adamla eşli batak oynuyordu. Ha bu arada sigarasının külü kendi kendine döküldükten sonra kül tablasına çırpan insanlardandı da kendisi aynı zamanda. Üstelik eşli batak oynamasını bile bilmiyordu. Daha doğrusu eşle yapılan hiçbi’şey bilmiyordu. Doğduğu günden beri yalnız yalnızları oynuyordu. Asma gölgeli mahalle kahvesinin diğer ücra köşesinde ise adının sonradan Mehmet Hamit Canırmak olduğu öğrenilen seyyah görünümlü bilge, uzun uzun baktığı Revue cep saatinden gözlerini ayırdıktan sonra ayağa kalktı ve önündeki armut koltuklara yayılan güneş gözlüklü, papyonlu, takım elbiseli seçkin topluluğa! hitaben aşağıdaki cümleleri sıraladı peşpeşe:…

Psişik Mevzular 51, ” İşkem-Beden Eğitimli S-ayıklamalar “

İşkem-Beden Eğitimli S-ayıklamalar – Sabahları işe giderken karşılaşmamız için özel çaba harcayan ve her sabah istisnasız aynı cümleyi kuran ( ohhh yee hayat sana güzel valla ) üst komşumuzu süpürgenin sapıyla sırtına vura vura ve “ sahiden böyle mi düşünüyosun? ” diyerekten sokağın başına kadar kovalayacağım günün hayali ile heba ediyorum en güzel çağlarımı…  – Ekseriyetle herkesin başına gelebilir denilen cinsten olaylar neden ilk benim başıma gelir ki? – Yapacak hiçbir şey bulamazsın. Bazen yapacak hiçbir şey bulamamak normaldir. Tatlı bi’ağırlık da çullanmışsa üstüne uyuyayım bari dersin. Uyuyayım bari demek normal değildir. Uyumak normaldir. Aceleyle girersin yatağına. Yatağa girmek normaldir, aceleyle girmek değil. Tam o sırada küçük abdestin küçük küçük gıdıklar ya hani. Öyle sinir edici bi’şiddeti vardır ki yapmasan…

Psişik Mevzular 50, ” Birileri Giderken Birileri Mutlaka Konuşur “

Birileri Giderken Birileri Mutlaka Konuşur! Bazen, olur bu. Ve kimseye haber vermeden palaspandaras ve alelacele içine dönersin. Normal zamanlarında en az sahibi kadar coşkuyla söylediğin şarkıları anlamsız bi’çekimserlikle kimsenin hatta kendinin bile duyamayacağı sessizlikte söylersin. Bu sessizlik, bu sessizlik sessizlikler içinde öyle bir sessizlik olur ki hantal ağır yapış yapış çöker üstüne ve çok geçmeden fark edilince etrafındaki herkesi de rahatsız etmeye başlar. Etrafındakiler sende bi’şeylerin ters gittiğini, senin için acilen bi’şeyler yapılması gerektiğini fiskoslarlar sağda solda… Oysa sen, sendeki değişikliği sen hariç herkesin fark ettiğini dahi fark edemeyecek kadar içine dönmüşsündür; ayrıca buradan bakıldığında göze çarpan bariz bi’değişiklik falan da yoktur. İstediğin biraz sükûnet, biraz da tenhalıktır; zaten onun için içindesindir ama bunu kesinlikle anlamazlar. Rahat bırakmazlar. Takındıkları yapmacık…

Psişik Mevzular 49, ” Alışılmış Hüsran Bu “

Şirapis; buharın içindeki toz zerresi, sesin sessizliği… Zaman ve mekândan bağımsız üçüncü göz… Uzun zamandır kafanın içindedirler ve en az iki tanedirler. Tabiatları itibarı ile ayrı ayrı köşelerde yuvalandıkları için müşterek bi’düzlemde buluşmaları imkânsız gibi görünür. Elma armut misali. Ama çoğu zaman yürürken ve çoğu zaman hiç beklenmeyen bi’anda gerçekleşir zaten böylesine enteresan bi’buluşma. Olsun dersin. Bu kez gafil avlanmadığını düşünürsün; çünkü o eski toy çocuk değilsindir artık… Bu gibi buluşmalarla her an karşılaşma ihtimalini göz önünde bulundurmayı öğretmiştir tecrübelerin ve iktiza eden tedbirleri a4 ebatlarında en az iki kağıdı ve dahi en az iki kalemi cebinde veya çantanda taşımayı alışkanlık haline getirerek almış olduğun kanaatindesindir. Şimdi herkesten bi’adım önde gibisindir ve kendinle ne kadar gurur duysan azdır; şımarmak hakkındır…