Cumartesi günüm Ehligevi Adam’ın sesiyle başlıyor: “Ortak, 2 saate oradayım.” Perşembe akşamı iştahsızlıkla başlayan hastalığın son demindeyim esasen. Cuma akşamını cumartesi öğleye bağlayan kütük gibi yatmışlığım yetmemiş ama Ehligevi hem ilacım hem de konuşulacak çok mühim meseleler var. Ehligevi’ye sormadan “O”nu da çağırıyorum, üçümüz takılırız. Hakikatte “O” bize takılır, “O”nu da bu yüzden çok seviyorum belki. İstekte bulunmaz, öneri sunmaz, hiç konuşmaz. Çorbanın tuzu gibidir biraz. Çayın şekeri, gitarın teli, yazın sıcağı, kışın ocağı, denizin sesi, melodinin esidir nihayetinde. Ehligevi de sever onu, etliye sütlüye karışmaz, kimsecikleri kınamaz. Ana baba bacı, acıların ilacı, evin huzuru, aşkın muzuru, bilginin kusuru, sular gibi durudur hakikatte.
" Karga Tulumba da Denebilir! "

