<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Esin Yıldız &#8211; İnecek Var!</title>
	<atom:link href="https://www.inecekvar.net/author/esin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.inecekvar.net</link>
	<description>&#34; Karga Tulumba da Denebilir! &#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Jul 2025 18:05:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>Kafes İçin Ağıt</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/kafes-icin-agit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2014 13:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=4364</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Alaycı Kuş&#8221;lara İthafen&#8230; Perdelerin arasından süzülen güneş odasındaki karanlığı aydınlatmaya çalışıyordu. Bir sonbahar günüydü ve loş odasında puslu bakışları göz kapaklarından kurtulmak istiyordu. Lakin göz kapaklarıyla buna imkan vermiyordu. Sanki gözlerini açacak olsa odasını aydınlatmaya yetmeyen güneş, bir anda gözlerini aydınlığıyla boğacakmış gibi hissediyordu. Ruhu öyle bir karanlığın tesiri altındaydı ki, bırak gözlerini açıp perdeleri aralayıp güneşe bakmayı, odasına süzülen küçük ışık huzmeleri göz kapaklarının ardından bile gözünü alıyordu. Hasta yatağında duvar tarafına dönmesiyle yüzünde hemen duvarın soğukluğunu hissetti. Telefonundan bir mesaj sesi işitti. Okuyup, okumamak arasında gidip gelse de, telefonunun sesini de kapatma düşüncesiyle telefonunu eline aldı. Duvarın soğukluğunu kat be kat aşan bir soğukluk yüreğine çöreklendi: “Ölüm” “Kaybettik” Ölümler muhakkak ki bir kayıptı geride kalanlar için. Gidenler için<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/kafes-icin-agit/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Kafes İçin Ağıt</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rüzgar</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/ruzgar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2014 13:25:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=4253</guid>

					<description><![CDATA[Belki de yazamayışımın nedeni ilk cümleyi kurup da bir türlü başlayamamamdır. Bir başlasam ardı arkası kesilmeyecek belki sözcüklerimin ama… Bir hikayemin olabilmesi için önce başlamam gerektiğini hatırlatıyorum kendime. Olsun, bu sefer başlangıcı olmadan yazacağım. Başını ben de bilmiyorum. Sonunu zaten kimse bilmiyor. En son ne zaman başladığımı hatırlamıyorum. En son ne zaman sona erdirdiğimi de. Ben yaşamıyorum, öylece geçip gidiyorum… Hep gidiyorum. Ama varamıyorum. Geçip gittiğimi görenler yaşadığımı düşünüyorlar belki. Bilmiyorlar ki; bir hikayem yok. Edinmeye çalıştığım yarım hikayelerle yüreğim yamanmıyor… Rüzgarı kendime ad olarak bellediğim gün, ben bile farkında değildim kuytularıma sığınmış aidiyetsizlik hissinin. Aslında denemedim değil denedim. Güne, güzel bir manzara eşliğinde kahvaltı ederek başlamak güzel olabilirdi meselâ&#8230; Manzara olmasa da güzeli görebilirdim. Ama başlayamadım. O değil de<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/ruzgar/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Rüzgar</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gün&#8217;aydın mı?</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/gunaydin-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2014 19:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=4077</guid>

					<description><![CDATA[Uykuyla uyanıklığın birbirine sarmaş dolaş olduğu ve aralamaya çalıştığı gözlerindeki bulutların arasından baş ucundaki saatini görmeye çalıştı; saat 11’e geliyordu… Uyanmak için göreceli olarak geç bir vakitti lakin yine de uykunun eteğine sığınmak istiyordu. Perdenin arasından odasını aydınlatmaya çalışan güneş, onu uyandırmak için fazlasıyla cılız kalmıştı. Gözlerindeki bulutlar mı gökyüzünündü, gökyüzündeki bulutlar mı gözlerine dolmuştu bilmiyordu. Ne zaman uyansa bir soruyla bütün ümitleri infilak ediyordu: “Bu güneş, hangimizin yüreğinde açılan karanlığı aydınlatabilir ki? Ya da bu uzun geceler hangi sahtekarlığı hangi yalanı hangi haksızlığı hangi acıyı saklayabilecek kudrette ki?” Uyandığı an içinde ayaklanan uyuma isteği de bundandı işte&#8230; Kalbine saplanan ümit şarapnelleri… Lakin gözleri açıldı mı bir kez, bir daha öylece atılamıyordu uykunun derinliklerine. Yitirdiği huzuru bulmak istercesine dönüp durdukça&#8230;<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/gunaydin-mi/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Gün&#8217;aydın mı?</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(Kırık) Tebessüm</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/kirik-tebessum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jan 2014 22:37:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=3679</guid>

					<description><![CDATA[“Karanlık gecenin sessizliğinde acı bir haykırış oldu telefon sesi, irkilerek uyandık. Kulaklarımızın duyduğunun kabus olmasını diledik, inanamadık. Karanlık gece hiç bitmedi o gün, güneş doğmadı, yollar bitmedi, zaman geçmedi. Yaşarken görüşememenin hasreti, bir daha görüşemeyecek olmanın hasretiyle katmerlendi. Daha çok görüşmüş olmanın keşkeleri sıralandı peşi sıra&#8230; En son ne zaman gördüğümü hatırlamaya çalıştım. Haklı sitemlerini hatırladım sonra. Kalbim kavruldu acıdan. Canım amcam benim&#8230; İstanbul&#8217;a geldin, ziyaret etmek istedin, &#8220;Kadıköydeyim, işin yakın mı?&#8221; dedin; İstanbul&#8217;da değildim, gorüşemedik, &#8220;Görüşmek üzere&#8221; dedik&#8230; Kısmet olmadı&#8230; Pırpırının, kelebeğinin; seni ne kadar çok sevdiğini biliyor muydun acaba? Gösterebilmiş miydim seni ne kadar çok sevdiğimi? Sen benim içimin bir kuytusunda büyümek bilmeyen çocukluğumdun. Ve pır pır hayata gözlerini yummuştu&#8230; Yollar uzadı, memleket hasretiyle iple çekilen yollar bitmek<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/kirik-tebessum/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">(Kırık) Tebessüm</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş ne zaman doğacak?</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/gunes-ne-zaman-dogacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Dec 2013 22:46:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=3535</guid>

					<description><![CDATA[Gözlerine kazınan hayalden kurtulmak için başını öne eğerek gözlerini yumdu. Ardından, kurtulmuş olmanın ürkek umuduyla tereddüt ederek başını yavaşça kaldırdı ve gözlerini uzaklara yönlendirdi. Lakin ürkek umudu hayaline yenik düşmüştü; gözleri baktığını değil aklını zaptetmiş bulunan hayali görüyordu hala&#8230; Düşüncelerine hükmetmeye çalışması nafileydi. Yürümeye karar verdi. Her bir adımını, bir öncekinden daha hızlı atıyordu. Halbuki ne yetişeceği bir yer vardı ne de nereye gideceğine karar vermişti. Yorgundu. Darmadağın düşüncelerini, kırık dökük hayallerini toparlamaya uğraşmaktan, öfkesini mütemadiyen kontrol altında tutmaya çalışmaktan yorgundu. Üstelik tüm bu yorgunluğu umudunun her bir zerresine dahi sinmişti. Umudunu diriltmek istercesine bakışlarını gökyüzüne kaydırdı. Güneş, ufku kızıllığıyla boğmuş; gün son demlerini yaşıyordu. Gökyüzü geceye teslim olmaya hazırdı. Güneş batsa da yıldızlar doğuyordu. Ay doğuyordu&#8230; Günler iyiden iyiye<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/gunes-ne-zaman-dogacak/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Güneş ne zaman doğacak?</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bukalemun</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/bukalemun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2013 22:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=3333</guid>

					<description><![CDATA[Gülümsedi ve çayından bir yudum daha aldı. Yalnızlığın hüznünü yutkundu. Çayın sıcaklığı titremelerini dindirmiyordu. Bir an kalabalığın uğultusunu aralayan müzik sesinden de sıyrılarak, sessizliğe bıraktı kendini. İnsan en çok da kalabalıklar içinde yalnız hissediyordu. Yüreği mahşer yeri olmuştu sanki&#8230; Ansızın dirilen acıları ve özlemleri devrim yapıyordu yüreğinde; duygularının anarşisinde çaresizce bakakalıyordu kalabalığa hiçbir şey olmamış gibi. İlerleyen zamanı seyre dalan gözleri saatine takılıp kalmıştı. Hareket eden akrep ve yelkovan, sessizliğe mahkum edilmiş sözcüklerinin bağrına saplı iki ok misali, giderek daha &#8220;derin&#8221;ine saplanıyordu adeta. Aklından türlü türlü düşünceler geçiyor, içindeki kaos çığ misali büyüyordu. İnsan en çok da kalabalıklar içinde yalnız hissediyordu&#8230; &#8220;Bu yazıyı, önyargılara esir edilmiş biri olarak; güneşe rağmen ışık almayan karanlık kuytu bir zindanda kaleme alıyorum. Düşüncelerini dile<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/bukalemun/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Bukalemun</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıların Mabedi: &#8220;Öteki&#8221;</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/acilarin-mabedi-oteki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jul 2013 21:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=3026</guid>

					<description><![CDATA[Katran karası günler zift gibi yapışıp kaldı sanki ufkumuza. Her yeni günü umutla beklediğimiz doğrudur lakin umudumuz yorgun, güneş her gün bizim için doğuyor olsa da güneşimiz karanlığa esir… İnsanlar çalışıyorlar, yiyip-içiyorlar, geziyorlar, eğleniyorlar, seyrediyorlar, dinliyorlar, uyuyorlar; uyanamıyorlar&#8230; Olur da bu döngü kapanında ne vakit kederden kavrulacak olsalar karanlığın çöllerinde; duydukları ve gördüklerinden kaçıp sığınacakları huzurlu limanın serabı, onları her dem usulca uyuşturmaya hazır nasılsa. Toplum olarak öyle günlerden geçiyoruz ki , insanlığa tutunmaya çalışırken yorgun ve nasır tutmuş ellerimizle; insanlığın erdemlerini taşımaktan aciz olanlar “Sen de mi brütüs” cümlesinin öznesinin ihtişamına yaraşır biçimde son tekmeyi vuruyor “Otur oturduğun yerde, devir artık yeni nesil insanımsıların ” dediklerinde; ruhumuz bütün acıların mabedi oluveriyor. Mutluluğun yolunda her şeyi mübah gören akla erildiği<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/acilarin-mabedi-oteki/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Acıların Mabedi: &#8220;Öteki&#8221;</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fareli Köyün Kavalcısı</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/fareli-koyun-kavalcisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jun 2013 20:07:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=2974</guid>

					<description><![CDATA[Bir sonrakinin bir öncekinden farkı olmayan günler silsilesinin sarmalına hapsedilen zaman diliminin “normal”leştirilen günlerinden biri daha akşama kavuşmuştu. İşten çıkmış, otobüs durağına doğru yürüyordu. Zihni özgürlüğüne kavuşmuş, harabeye dönmüş kalbini ve fırtınalar kopan düşüncelerini toparlamaya çalışıyordu.  Duyguları üzüntünün derinliklerinde boğuluyor, nefessiz kalınca  kaygı ve öfkeye evriliyordu, bir şey diyecek olsa kelimeleri dönüp dolaşıp sessizliğe perçinleniyordu. Uzun süredir hep bir şeyler yazmak/konuşmak istiyordu ama hep “Yorum yapamıyorum artık” cümlesine takılıyordu bütün cümleleri. Ne dese vicdanındaki yangınları anlatamayacak,  ne dese düşüncelerindeki fırtınaları dile getiremeyecekti kelimeler. Tahammülü kalmamış değildi, tahammülü hiç olmamıştı. Ona göre tahammül nasihatleri tez vakitte bırakılmalıydı,  hoşgörü ummanında kendine yer bulamayana tahammüle gerek yoktu. Sağ duyulu olamıyor değildi, sağ duyulu olmuyordu! Gözlerinin içine baka baka yüreğine hançer saplayanlara sağ duyulu<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/fareli-koyun-kavalcisi/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Fareli Köyün Kavalcısı</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dirilmeyi bekleyen kimlik(ler)</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/dirilmeyi-bekleyen-kimlikler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2013 21:27:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=2765</guid>

					<description><![CDATA[”Senden yana olanların da, sana karşı olanların da bir değeri yok; seni anlamadıkça…” Özdemir ASAF Mekanikleş(tiril)en hayatın çarklarında can çekişen bir ruhun haykırışıdır bu! Ben kimim? Beklenilenin aksinde bir kimliği taşıyorsam var olan görüntümün içinde, kabahatlisi ben olamam ya? Bir dakika, bu beklenilenler aslında önyargıların inşa ettiği beklentiler silsilesi olmasın sakın! Beklentileri suya düşürdüm. Peki şimdi ben; beklenilenin aksinde bir kimliği barındırdığım için, toplumun görünümümden ötürü biçtiği gölge kimliğe esir edilen esas kimliğim bir anlığına da olsa özgür kalabildiği için, sevinmeli miyim?.. “İstisnalar kaideyi bozmaz” cümlesindeki istisnanın ta kendisi de olmuş olabilirim halbuki. Zihinlere giydirilmiş prangaların izin verdiği kadar özgür kalabildim sadece. Yani her seferinde adam asmaca oynar misali oynanılan kimlik asmacada “bu seferlik” asılmaktan kurtulduk. Kimlik; “kim olduğun”dan ziyade<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/dirilmeyi-bekleyen-kimlikler/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Dirilmeyi bekleyen kimlik(ler)</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tılsım &#8211; (Dolun)Ay; Geçmişe Düşen Yakamoz</title>
		<link>https://www.inecekvar.net/tilsim-dolunay-gecmise-dusen-yakamoz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Dec 2012 20:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://inecekvar.net/?p=2459</guid>

					<description><![CDATA[(Dolun)Ay… Geçmişe Düşen Yakamoz &#8220;Keşke dönmesem, keşke tanıdık gelmese ardımda bıraktığım yollar. Ve ben kendimi yine aynı yollarda yürürken bulmasam. Söylenilenler bugün gibi aklımdayken; bugün, söylenilenlerden çok farklı&#8230; Anılarla, geçmişten geriye kalan izler çok farklı&#8230; Bir süre sonra neden geçmişteki gibi olamıyoruz diye sorgulamayı bırakıp, geçmişin bir daha asla geri gelemeyeceğini öğrendim… Yitip gidenlere, geri dönüşü olmayan geçmişime, dünümde ölen geleceğime…&#8221; Ne kırılan bir bardağın parçalarını yapıştırınca o bardak eskisi gibi olurdu; ne de yaprakları sonbaharda dökülen ağaç, ilkbaharda yeniden yaprak açtığında eskisi gibi olurdu&#8230; &#8220;Eski&#8221; geçmişin gizine esaretti. O, geçmişin “giz”ine hasret… Geçmişe duyulan özleme çok kızsa da bizzat kendisinin özlemler içinde kıvranmasına engel olamamıştı&#8230; O çok kızdığı özlem; yüreğinde bir ateş olmuş yanmıştı&#8230; O da; unutkanlık tohumlarını saçmıştı&#8230;<div class="more-link-wrapper"><a class="more-link" href="https://www.inecekvar.net/tilsim-dolunay-gecmise-dusen-yakamoz/">Devamını okuyun<span class="screen-reader-text">Tılsım &#8211; (Dolun)Ay; Geçmişe Düşen Yakamoz</span></a></div>]]></description>
		
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
