İçeriğe geç

Ürkek kırlangıçlara… Ve başlangıçlara

Yatakta doğruldu ve bir kaç saniyelik gecikmeyle sıyrıldı üzerini örten ağırlıktan. Desenlerini hafızasına kazıdığı halıyı arşınladı bir süre. Pencerenin önünde durdu. Eski, beyaz boyalı pervazın içinde gökyüzü ve yeryüzü adlı eşsiz bir sanat eseri. ‘tıpkı senin gibi’ dedi. ‘Leyla’

  Leyla gözlerini açtı. Evde kimse yoktu. Oysa emindi birisinin seslendiğine. Yataktan çıkıp evde yalınayak dolaştı. İçine işleyen soğuğa savaşmadan teslim oldu. Kendi kollarına sarıldı. ‘Üşüyorum, Mecnun!’

  ‘Biliyorum Leyla, biliyorum. Kendince çabalıyorsun. Ama hiç bir zaman savaşmadın.’ Elindeki sigarayla konuşan bir adama kimse iyi gözle bakmazdı. Olsundu, bu gece onun gözleri yokken iyi gözlere de ihtiyaç yoktu. ’ Bıraksam o kadar kolay düşersin ki ellerimden.. Ne gece engel olur buna ne sen. Tutunmaya bile çalışmazsın gibi. Halbuki sımsıkı sarılmak istiyorum sana, dikenlerin var. Kanamaktan değil incitmekten korkuyorum.’ Balkona çıkıp sigarasını yaktı. Sen yokken bu merete ihtiyacım var diye düşündü. Her nefes ne kolaylaştırıyordu ne de unutturuyordu. Yükselen duman sadece onu hatırlatıyordu. ‘Leyla’

  Leyla evde yalnız, Leyla yalınayak. Leyla , Mecnunun koridorlarında ulaşmaya çalıştığı gül bahçesi, yolunu bulamadığı. Leyla o kadar yakın, o kadar uzak.

  ‘Yaşayacakların dururken sen hala geçmiştesin. Doğru zamanı bekliyorsun ama yanlış zamanlardayız. Beklemeyi bırak!’ Yanlış yerdeydi Mecnun, parmaklarının arasındaki yanlıştı. Bir nefes daha. Her şey yanlış. Kafasını eğdi. Yok olmak her şeyin son bulmasıysa yok olmak ne güzel şeydi. Yanlış olmaktan iyiydi. ’ Sensiz yaşarım. Sorun yok gerçekten. İnsan mutlu olmadan da hayatta kalabilir. Seni hatırlatır bankta oturan çiftler, parktaki güvercinler ve yıldızlar. Kendimi hatırlatır masadaki tuzluk, sokak kenarındaki evsiz ve karanlık. Seni anarım geceleri elimdeki kadehle. Seninle olabileceğim alternatif geleceklerle kendimi avuturum. Uyumadan önce seni ağırlarım hatıralarımda. Yokluğuna uyanırım sabahları. Sensiz de yaşarım. Beni bırakma Leyla’

  Leyla karışık, Leyla huzursuz. Leyla , Leylakların arasında uçan bir kelebek. Parmaklarımla kafese almaya çalıştığım, narinliğinde ezildiğim. Leyla kararsızlığında kaybolan rüya.

  Mecnun’un gözleri yıldızlarda. Gözleri yıldız olanda. Yıldız gibi parıldayan, gecesini aydınlatanda. Mecnun’un gözleri boşlukta. Elleri huzurda Mecnun’nun. Huzuru bulduğunda. Oysa elleri soğukta. Mecnun’un aklı bir karış havada ve bir kaç kilometre uzakta. Çölleredir meyli bu çorak duygularda. Mecnun’un aklı Leyla’da. ’ Seni kaybetmeyeceğim. Biliyorum. Ama sen bana çıkan yolu bulabilecek misin. Kabullenmişliğimdendir bu halim. Bana öğretilenden. Sen ol istiyorum elimden tutan. Ah bi uzansan… Bi uyansan…’

  Leyla ılık bir meltem, estikçe kanatan. Leyla göğsünde ürkek bir serçe , kanat çırptıkça kanayan.  Leyla, aklının odalarında sahiplendiği elem. Ciğerlerinde misafir ettiği verem. Hiç gitmesin istediği , Mecnun’un felaketi.

  ” Kucak açar Sen ve sensizlik. Birlikte olabilir güneş ve ay. Şu karanlıklar da olmasa. Gelmez bir araya sen ve yıldızlar.”

  Yüreğimdeyse yüreğin. Ve ellerimde istiyorsam ellerindeki sıcaklığı. Gözlerindeki huzursa bulduğum. Hissetmesen de oradayım. Yanında.