İçeriğe geç

Şizofrenik Sancılar

Ne oldu da olanlar oldu? Nerden geldim ve geldiğim yerin vardığım yola çıkma olasılığı kaç? Güleceğiniz sorular sormaktan haz duymuyorum. Eğlenmiyorum ben, gülecek ne var. Duygusal bir büyüğümüzün de dediği gibi ‘eve gidince utanıyorum.’ Gereksiz şeylerde ustalaşmak için hayatını harcayan bir insanın gülünecek bir tarafı yoktur. Çok mu acıtıyor, hiç sordunuz mu? Sahi hiç fark ettiniz mi, gözlerine baktığınız bir insanın, hayatınızın içine sıçabileceğini? Kelimeler bazen acıtmıyor. Bazen, acıtan kelimeler oluyor. Acınan tarafta ağır yaralar açıyor. Acıyan taraf yine tarafsız kalıyor. Birilerinin atom bombası patlattığı bu dünyada, ev yapımı boru tipi bombaya küçük metal parçaları koymanın kime ne zararı var? Peki böyle bir dünyada, senin yerin neresi? Benimle Kanada arasında okyanusta bir yerde? Pardon birader, Pasifik ne tarafa düşüyor? Kıtalar tekrar birleşmeden beni rahatsız etmeyin.     Aslında Ay Dünyadan ayrıldığı zaman yaşanmaz oldu burası. Fark edemedik, fark edecek konumda değildik. Doğru zamanda doğru yerde, olamadık. Kendimize göre kurguladık. Ağırlıklar ve uzaklıklar biçtik. Ama zamana dokunamadık. Oysa zaman maddeydi, zaman onüç milyon ışık yılı mesafedeydi. Gözlerini açtığında gördüklerin kadardık bu dünyada. Zaman üzerimizden devasa bir terlik gibi geçti. Fark etmedi ezdiği umutları. Ardına bakmadı çünkü akşam yemeğine geç kalmıştı.