İçeriğe geç

Onlar Kendilerine Zulmediyorlardı

Kayboluyoruz.

Kimi zaman bir sokakta, kimi zaman bir dağ başında, kimi zaman ise en kalabalık ortamda…

Yaşadığımızı zannederek kayboluyoruz.

Bir ayna karşısında…

Bir kitap sayfasında, bir cümlenin ortasında, bazen bir kelimede, bazen bir soru işaretinde…

Bazen bir sayfayı çevirmeye bile mecalimiz kalmıyor.

İki sayfa arasında yok oluyoruz.

Kayboluyoruz rüyalar âleminde, gün ışında, akşam güneşinde.

Kutular içresinde yaşıyor, üst üste kutular diziyoruz ve kayboluyoruz.

Herkesin bir hücresi var: Kaybolmak için hazırlanmış hücreler… Göz göz, yığın yığın hücreler… İnsan benliğini saran, alıp götüren hücreler…

Saniyeler içerisinde kayboluyoruz.

Kayboluyoruz.

Bazen bir çift göz karşısında, bazen ise bir tebessümde…

Karın yağışında, yağmurun ıslatışında, gecenin ayazında…

Bir sigara dumanında…

Boş sokaklarda…

Ya kaybolmamak?! İnsan ürperiyor.

Her an varsın ve her an yaşıyorsun, sen!

Yedi gün yirmi dört saat… Sonsuza kadar her an yaşıyorsun.

Caddede, sokakta, rüyada, parkta, bahçede, su kenarında, bir taş köprü üzerinde…

Koşarken, ağlarken, gülerken, uyurken, dinlenirken, beklerken…

Her an varsın ve her an yaşıyorsun.

Ya kaybolmamak.

O’nun huzurunda iken!

[pro-player width=’530′ height=’253′ type=’video’ image=’http://www.youtube.com/watch?v=C8jTAcqHSWs’ streamer=’http://www.youtube.com/watch?v=C8jTAcqHSWs’]http://www.youtube.com/watch?v=C8jTAcqHSWs[/pro-player]