İçeriğe geç

İşte Böyle ve Kuşlar Gökyüzünde

İşte böyle , birikir içinde ve anlatmaya çalışırsın beyaz zemin üzerinde. Karaladıkların, içinden geçenlerin kıyısından geçebilir. Ya da oralı bile olmayabilir kalemin. Ama bi umut vardır ya insanda. En dibe vurduğunda, tünelin sonundaki ışık gibi. Gözlerin kapandığında, elinden tutan yar gibi. Öldüğünde göğsündeki defibrilatör ve dudaklarındaki ambu gibi. Demem o ki, hani sırıtır sana, her koşulda. İşte o umudun verdiği cesarete ve yetkiye dayanarak, döker eteğindekileri. Sanır ki kalbimi koyarım ortaya, sanır ki benimki başka dünya. Unutma ey okur, ne ilk sensindir ne de son benim. Dünya kadar eski bu oyun, yıldızlar kadar parlak. Yüreğini koymuşsan ortaya, kelimeler bile en can alıcı silah.

İşte böyle birikir içinde. Ne diyordum ben. Neyse, biri şu gönül işlerinin köküne kibrit suyu döksün. Birisi yanına alsın da en uzak diyarlara götürsün. Beceremiyorum ben, en iyisi bi bilene danışmak. Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? dedi bir bilen. Ah be esas oğlan, esas kız peşindesin hala. Esaslı meselelerden bahsediyoruz şurda. Kavuşursan nerde kaldı acının fiyakası. Bilinmez elemlere yolculuk için üçe basın!

Bir adam tanımıştım, açtığı yaralar kadar güzel bir kadın tanıyan. Kadının kendisi bile merhem olamadı. Mekanı cennet olsun!

Bilenlerden konu açılmışken “Oysa bir bilse gülüşünün kıyısına sığınıp bir ömür geçirebileceğimi..” Yanlış anlamayın, ömür geçirmek değil niyetimiz. Ama o sığınak da olmazsa açıktır sırtımız , böğrümüz…Aslına bakarsan bölük pörçüğüz. Gel sen hoş gör yazdıklarımı, yazamadıklarımı, hayalini kurduklarımı ve hayaline uyuduklarımı. Yazma ulan! dersen neyim kalır. İnan bu yük bu omuzlara ağır.

Sanırım önce başlık düşünmeliydim. Fikir uçuşması bu olsa gerek. Birini yakalasam öbürü fırtıyor. Selanik göçmeni olsam daha mı karizma olurdu.  Sarı saçta mavi gözde inan gözüm yok. Ama bir yerden başlamak lazım. Vatanı kurtarırsam sever mi beni. Anadolu’ya ayak bassam? Dandanakan’da zafer kazansam? Kim başlattı bu büyük göçü? Kurulu bir düzene de gerek yok gerçi, at sırtında yaşamış Ata’m. Fena mı, konar göçeridik.

İşte böyle birikti, sen hallettiğini sandıkça içinde. Duygular yoğundur, hisler karmaşık. Düşünceler kör düğüme meyleder. Bazen ruhun konuşmaya , derdini anlatmaya bile yorgundur.-Parayı bulan Lidyalılar umrumda değil, Dil’i bulan adamın ağzından öpeyim- Dilin varmadığında söylemeye, dilin dönmediğinde anlatmaya ve anladığında, dilin de bir kemiği olduğunu. Yaz arkadaşım!

..Yaraların kadar derin kanar özlemin. Nedenini bilmediğin. Ve bir kuş uçumu mesafesindedir sevdiğin. Hangi kuş olduğuna karar veremediğin.

Ara sıra akıtmak lazım gelir yarayı. Kanatmak gerekir. Yazmaya çalışmak, bocalamak şarttır. Böylece elini öpersin, selam edersin Pir Sultan’a , Karac’oğlan’a ve nice üstada.