Hatalar Haritası

“Ne varlığın ne yokluğun kıymeti bilinir. Oysa bildim denilenin haddi hesabı yoktur. İnsanoğlu nankördür diye çuvaldızı batırasım var. Gel gör ki bu hikayenin Brütüs’ü benim.”

Ellerim onları bildim bileli sıcak. Bir başka tene ihtiyacım yok dercesine. Bilmediği şey sıcacık. Sevilmemek ardında sevmemeyi getirir. En başta da kendini. Sevgi, saygıyla beraberdir. Özsaygını yitirmek son raddedir. Sonrası sonsuz karanlık. Her insanın karanlığı farklıdır. Kendine, sevdiklerine, sevmediklerine, ağaçlara, hayvanlara… Bazen biri, belki birkaçı, nadiren hepsi. Çemberin dışında tutulan şey tutunulandır. Bir de tutunamayanlar var ki o ayrıdır.

Bunlardan en tehlikelisi kendine saygısını kaybedendir. Süreç o kadar hızlı ilerler ki sevdiklerini de kendi safından kabul etmekle onları da hiçe saymak kaçınılmaz olur. Benlik önemli olmadığı gibi onu önemseyen de birlikte aynı kapta erir. Ona verilen zarar fark edilmez. Bu ne verilen değeri ifade eder ne de değersizliği. Zarar verdiği şey kendi parçası olduğundan insan duyarsızlaşır.

Bu hale geldikten sonra sevmek, sevilmek ve değer vermek bir bebeğin ilk adımları gibidir. Sevmek bisiklet sürmek gibi değildir. Düşeceğinizi düşünerek bir bisikleti süremezsiniz. Düşmeyeceğinizi bilmeniz gerekir yalpalamamak için. Gerisi hep kendine güvensizliktir. Umudu yitirmek geri kazanamayacağın manasına gelmez. Ancak çabalamak gerekir. Kırılmayı göze alarak yükseklere çıkmak. Kendini korumak için çok yükselmemek güven hissi yaratır. Ancak kaf dağının ötesiyse hedefin anka olmak gerekir. Sıcacığı hissetmek onu hak etmeyi gerektirir.

“Tanrı dedi bir çiçeği yaratmak asırların işidir. Ben her bahar arar dururum.”