İçeriğe geç

Geride Kalan

“Oysa vaktimiz de vardı yaşamak için. Geleceği düşünürken geçmişe takıldık. Tökezledik. Ve düştük. Kalksak kalkardık gerçi. Ama daha arabesk böylesi. Yerdeyiz, bu.”

Sol elinde küçük oyuncak bebeğiyle kaldırımlar üzerinde ilerliyordu. Yanından geçtiği parklara ve oynayan diğer çocuklara aldırmadan. Kafasının iki yanından arkaya uzanan örgüleri sabah daha muntazam duruyordu. Şimdiyse biraz gevşemiş ve açılmak üzere gibiydi. Sağ eli ile önce saçlarını arkaya tarar gibi yaptı sonra elbisesinin önünü silkeledi. Çok kirli değildi ama annesinin temizlediği gibi de değildi. Yüzüne büyük bir gülümseme kondu. Anne. Adımlarını biraz daha hızlandırdı. Geç kalmıştı.

Güneşte parlayan sarı saçları ve kırmızı elbisesiyle çok uzaklardan farkedilebilirdi küçük kız. Ama kimsenin dikkatini çekmeden bir kaç kilometre yürümüştü. İnsanı görünmez yapan durumlar vardır. Küçük kız o durumlardan birindeydi. Birden durup parmak ucuna yükseldi, elini gözlerine vuran güneşe siper ederek dikkatle ileri doğru baktı. Tanıdık bir araba gördü. Az kalmıştı.

Az ötedeki evde adam bulaşıkları yıkamayı bitirmiş mutfağı toplamaktaydı. Kadın adamın arkasından yaklaştı ve sırtına yüzünü dayayarak sarıldı. Adam dönüp ıslak ve soğuk elleriyle kadının yanaklarını elleri arasına aldığında küçük bir çığlığın ardına gülüştüler. Adam yeniden lavaboya döndüğünde pencereden küçük kızı gördü. Hareketsiz bir süre izledi. Küçük kız evin ön bahçesindeki kum havuzuna oturmuş kafasını kaldırmadan elindeki oyuncak bebek ile oynuyordu. Adam yine gözlerinin dolduğunu hissetti. Bakışlarını tavana sabitleyip göz kapaklarını sonuna kadar açarak göz yaşlarını engellemeye çalıştı. Kadın adamın durgunluğun farkedip yanına geldi. O da küçük kızı farketti. Adama sıkıca sarıldı gözlerini pencereden ayırmadan. Sonra evden çıkarak küçük kızın yanına gitti. Adam pencereden onları izliyordu. Kadın önce küçük kızı iki adım öteden izledi. Sonra küçük kız kafasını kaldırdı. Kadına gülümsedi. Kadın nazik ve yavaş hareketlerle küçük kızın karşısına oturdu. Adam kendine gelmeye çalışarak telefonu eline aldı ve rehberden numarayı bulup aradı. Diğer eliyle gözlerini ovuşturdu. Göz yaşları göz kapaklarının ardına akmıştı.

Gözyaşları. Geçmiş gelecek farketmeksizin bir düşünce; babanın bakışları, annenin sarılışı, sevgilinin gülümsemesi, çocuğun kahkahası, geçmişin tasası, geleceğin kaygısı. Zamandan bağımsız hüzün ya da özlem. Artık hissizleşen toplumun unutmaya çalıştığı insani duygulardan her hangi birini uyandıracak bir görüntü, bir ses, koku.. hissettiğini hatırlamak. Ardından kalbinin olduğunu bildiğin yerlerde bir yerde bir sancı, göğüs kafesinde daralma hissi. Kalbinin daha hızlı atmaya başlaması. Eş vakitte göz çevrelerinde yanma ve dolup taşmak üzere olduğunu anlamanı sağlayan gördüğün her şeyin bulanıklaşması. Sonunda, her şeye rağmen, olması gerektiği gibi. İlk damla. Gözyaşı.

Sevgi Evi’nde görevli olan orta yaşlı kadın saçlarını topuz yapmıştı. Yuvarlak yüz hatlarını gözlerinin etrafındaki kırışıklıkları ve samimi bakışları tamamlıyor, akılda kalır bir simayı oluşturuyordu. Üzerinde ütü izlerinden solmaya başlayan füme rengi bir döpiyes vardı. Küçük kızın yanına diz çökmüş yumuşak bir sesle onu ikna etmeye çalışıyordu. Kızın yüzünde inattan çok üzgün bir ifade vardı. Sonunu bildiği bir masalı hoşuna gitmediği için farklı şekilde anlatmanızı bekleyen uyku saatindeki bir çocuk gibiydi daha çok. Çocuk saflığında bir umut.

Ev sahibi kadın eşinden bu evin büyük bir tadilat geçirdiğini dinlemişti. Ancak ardındaki trajedi anlatılmamıştı. Evi satan şirket tabi ki böyle bir olay hakkında alıcıya bilgi verilmesini doğru bulmamıştı. Tam 6 ay kadar önce evdeki bir gaz sızıntısı sonrası yangın çıkmış ve ailesini kaybetmişti kız. Küçük kız her gün anne babasından önce uyanır onların odasına gidip uyuduklarını görünce oyuncak bebeğini alır ve ön bahçedeki kum havuzunda oyunlar oynardı. Bir süre sonra annesi uyandığında bahçeye yanına gelir onu öper koklar ve kucağına alarak eve döner ve kahvaltı yaparlardı. O gün de yine küçük kız erken kalkmış ve bahçeye çıkmıştı. Oyuna dalmış vaktin geçtiğini anlamamıştı. Patlama. Yangın. Kalabalık. İtfaiye. Ambulans. Ve gözyaşı.

Ev sahibi kadın küçük kızı kucağına aldı. Sarıldı. Öptü ve kokladı. Gözyaşlarına hakim olamadı. Küçük kızı yere indirdiğinde minik ellerin gözyaşlarını sildiğini farketti. Masum bir gülümseme ona da bulaştı. ” İstediğin zaman yine gel olur mu. Ben seni çok seviyorum. Ama Gülcan ablana haber vermeden çıkma. Bak çok endişelenmiş senin için. Sen ona söyle ben gelip seni alırım. Buraya getiririm. Oyunlar oynarız. Tamam mı?” Küçük kız kafasını salladı. Arkasını dönüp görevli kadının elinden tutarak uzaklaştılar. Geride bir kaç damla gözyaşı kalmıştı.