İçeriğe geç

Fetih 1453’te Hapsolan Sadece Zaman mı?

Andrei Tarkovsky sinema filmi için ‘yaratılmış zamanı hapsettim’ der. Hapsedilmiş bir zamanın içerisinde oyuncular, dekor, kostüm, olay, diyaloglar ve diğer unsurlarda hapsedilmiş demektir. Sinema hapsedilen zamanı anlatır bizlere ve her şey o hapsedilen zaman içerisindedir. Film beyaz perdenin büyüsüne düştüğü anda şunu ekleyecektim, şunu yapacaktım, şunu anlatacaktım, şu şekilde anlatacaktım teraneleri boştur ve anlamsızdır.

Hapsedilmiş zamanın filmi “Fetih 1453” daha vizyona girmeden büyük yankı uyandırmıştı. Fragmanı 24 saatte 1 milyon 670 bin kişi tarafından izlenmesiyle, vizyonda büyük sükse yapacağını o günden hissettirmişti. Beklenen oldu Fetih 1453 büyük bir ilgiyle karşılandı.

Yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören film, seyirci ve  hasılat rekoru kırarak bu alanda zirveyi ele geçerdi. 17 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilen film gerek çekimleri sırasında, gerek kullanılan teknikler açısından, gerekse izleyiciyle buluşmasında birçok ilke imza atarak üstlendiği misyonu başarıyla yerine getirdi.

Peki Fetih 1453’te hapsolan sadece zaman mıydı? Fetih 1453’te hapsedilmek istenen seyirci miydi, tarih miydi, yoksa Fatih Sultan Mehmet’ miydi?   Zamanın aslına uygun en iyi şekilde hapsedilmesi başarıyı getirir. Tarihi filmlerde ise şahısların yanlış anlatılması gelecek nesillerin zihinlerini yıkıma götürür.  Aslına uygun hapsedilmeyen zamanda sadece zihin dünyamız hapsedilir.

Filmi iki kısımda değerlendirmek daha sağlıklı olur. Birincisi; sanatsal yönüyle ele almak gerekir. Bu çerçeveden bakıldığında filmde eksiklik olarak bir şey gözükmüyor. Yüzük sahnesinde Frodo’dan, dövüş sahnelerinde Truva’dan, orduların dizilişinde-surların yıkılışında Cennetin Krallığından, kostümler Cesur Yürek’ten gibi örnekleriyle birçok filmden etkilenilmiştir. Bu etkileşim doğru mudur, yanlış mıdır tartışılır.

Kostümleriyle, savaş sahneleriyle, kullanılan animasyon yöntemleriyle filmin hakkını vermemiz lazım. Emeğinize sağlık. Filmin görselliğini özellikle görüntü yönetmenini alkışlamak gerekiyor.

İkinci değerlendireceğimiz kısım ise filmin tarihi yönü. İlk akla gelen soru işareti, nereden çıktı Ulubatlı Hasan! Düşüncesi. Ulubatlı Hasan ön plana çıktı. Çünkü çıkması gerekiyordu.

Aşksız ( Maalesef toplum bedeni bir aşk istiyor. Yönetmen sadece bu isteği verdi izleyiciye. Suç toplumun… ) bir filmin tutmayacağı biliniyor. Fatih’e bir aşk yaşatmak fısıltı gazetesini devreye sokacağı için.  Birkaç bin kişiden olunabilirdi. Merak etmeyin duygular ve para daha değerlidir!!

Gemilerin karadan yürütüldüğü sahne çok kısıtlı sürede gösterilmiş olsa da etkileyiciydi.  Lağamcılar ocağının ele alınıp anlatılması ve fetihte ki rolleri çok güzel anlatılan bir konuydu.

Maalesef bu hassasiyeti Akşemseddin konusun da göremiyoruz. Yüzüklerin Efendisi’nde Gandalf vari bir  Akşemseddin  filmin içine komedi unsuru diye yerleştirilmiş olsa gerek. Keşke daha heybetli bir Akşemseddin olsaydı belki o zaman Fatih’in saygısını kazanırdı da hürmet görürdü!

            Necip Fazıl Kısakürek,  Ayasofya için ‘mekân içinde ruh’ der.

Ayasofya’yı bu millete hediye eden Ebu’l Feth Fatih Sultan Mehmet’te o ruhu görebildik mi? Hayır. İstanbul’u almayı aklına koymuş bir delikanlının heyecanını görebildik mi? Hayır.

Fatih’in ilmini görebildik mi? Hayır.

Fatih’in şair yönünü görebildik mi? Hayır.

Peygamberin övgüsüne mazhar olmayı canı gönülden isteyen Fatih’i, Fatih’in askerlerini; Fatih’i Fatih yapan, Fatih’in tebaasını, Osmanlı reayasını görebildik mi? Hayır.

Bu film de anlatılan Fatih sadece bir beden, ruhsuz bir beden. Ruhsuz bir bedeni ancak böylesi bir toplum sinemanın diliyle anlatabilirdi. Ruhsuz bir bedeni ise ancak bu toplum izleyebilirdi ve izledi!

Mustafa Akkad’ı saygıyla anmak istiyorum.  Çağrı filmini çeken Akkad’ın en büyük hayallerinden birisi de İstanbul’un fethini çekmekti. Akkad’ın hayalinde ki o film çekilmiş olsaydı karşımızda Fatih Sultan Mehmet gibi bir Fatih Sultan Mehmet olacaktı.

 Beyler Allah rahmet eylesin Fatih’imiz öldü. Hayallerimizde-hülyalarımızda yaşattığımız bin bir türlü yönüyle Fatih’imiz öldü.

Artık o bir zamana hapsedildi.