Yazar Arşivleri: Mücahit Yıldız

Değişen Dünyanın İnsanları

Fahrenheit 451

“Pazartesi Miller Yakarız,

Salı Tolstoy,

Çarşamba Walt Whitman.

Cuma Faulkner,

Cumartesi ve Pazar da Schopenhauer ve Sartre…”

 

Fikrin öldüğü bir dünyadayız…

Kitapların yasaklandığı bir dünya…

İtfaiyecilerin görevi yangın söndürmek değil. Yangın çıkarmak. Kitap yangını…

Değişen Dünyanın İnsanları özgün adı ile Fahrenheit 451 İngiltere ve Fransa ortak yapımı bir filmdir. François Truffaut’un yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı film 1966 yılında gösterime girmiştir.

Filmimiz Ray Bradbury‘ın aynı isimli kitabından sinemaya uyarlanmıştır. Ray Bradburyın kitabında konu Amerika’da gelecek bir zaman diliminde geçmiş olsa da film yer ve zaman belirtilmeden izleyiciye sunulmuştur. Görüntünün ve resmin yaygınlaştığı bir çağda televizyon insanları esir almış durumdadır. Katı yönetim tarafından sunulan her şey halk tarafından sorgusuzca kabul edilmektedir. (daha&helliip;)

Yayınlandı: 09 Eylül 2015

Ağlayan Devenin Öyküsü

Ağlayan Devenin Öyküsü

“Bir zamanlar develerin boynuzları varmış…”

Bir devenin gözyaşı ne anlatır insana? Sahi bir deve neden ağlar ki? Taa uzaklara bakan bir film. Uzaklara kaçma düşüncesinde olanlar için kaçırılmayacak bir film.

2003 yılında çekilmiş Almanya ve Moğolistan ortak yapımı bir filmdir. Yönetmeliğini Byambasuren Davaa ve Luigi Falorni yapmıştır.

“Ağlayan Devenin Öyküsü.” Belgesel tarzında çekilmiş olsa da senaryosu ve oyunculuk yeteneklerine bakarak bir film diyebiliriz gönül rahatlığıyla.  Şu da var ki her şey doğal ortamında.  Manzaralar, rüzgar, çadır, develer, toz bulutu, söylenen şarkı ve uçsuz bucaksız bozkır…

(daha&helliip;)

Yayınlandı: 10 Kasım 2013

Hasret Çektiğim Doğrudur

DSC_2

Hasret çektiğim doğrudur.

Gecenin bir yarısı.

Uyuya bilirsem eğer uyandığımda bayram olacak.

Ne bayram ama!

Bad-el harab-ül Basra!

Halep yok! Şam kan ağlıyor! Kudüs kıskaç altında! Türkistan boynu bükük! Çeçenistan sindirilmiş! Afrika açlığa teslim! Müslüman coğrafyasında sömürünün bini bin para! Balkanlarda hüzün yılı. (daha&helliip;)

Yayınlandı: 10 Ağustos 2013

Sinemamızın Kimlik Sorunu

 13

      Sanatın temel gayesi güzele ulaşmaktır. Hedef en güzel olandır. Bu gaye zirveye yaklaşabilmeye de vesile olur. Güzellik ise kendisini “var edeni” yansıtır. İnsanoğlu bu güzelliğin peşindedir. Yaratıcının bir parçası olarak yani güzelliğin bir parçası olarak, biri bulma-özü bulabilme düşüncesiyle çırpınır. Gaye zirveden nasiplenebilmek gayesidir. Zirveye giden yolda ise bin bir meşakkatli güçlükler vardır.

(daha&helliip;)

Yayınlandı: 02 Ağustos 2013

Gözlerimizin Önünde Akıp Gitti!

DSC_31

Gözlerini zor açabildi. Yorgun ve de umutsuz…

Şimdi tavanı görüyordu. Görmek istediğini hayal etti bir an. Dışarıdan sesler geliyordu.

Boğuk ve derinden gelen sesler. Kalın kaşların altında ki gözler, kalın çizgiler tarafından hapsedilmişti.

Bir an irkildi, kalkmak istedi ama bu istek kuru bir heves olarak kaldı.

Nefesinde ki kuru soluklar kadar benzinde ki solgun ifade onun tekrar yatağa uzanmasına sebep oldu.

Tekrar tavanı gördü. Dışarıda ki boğuk sesler gittikçe yaklaşıyordu.

Şimdi dalmıştı uzaklara. Şekiller, suretler, insanlar, renkler tüm canlılığı ile akıp gidiyordu.

Görmek istediğini hayal etti bir an.

Ummanlardan taşmış bir damla yaş, kalın çizgilerde buharlaşıyordu artık.

Dudakları kıpırdadı bir an. Bir tebessüm belirdi yüzünde. Gözleri gitgide kapanıyor…

Suretler, renkler sır oluyordu.

Görmek istediğini hayal etti bir an..

[pro-player type=’video’]http://www.youtube.com/watch?v=C3AyzQlzOkI[/pro-player]

Yayınlandı: 24 Temmuz 2013

Onlar Kendilerine Zulmediyorlardı

Kayboluyoruz.

Kimi zaman bir sokakta, kimi zaman bir dağ başında, kimi zaman ise en kalabalık ortamda…

Yaşadığımızı zannederek kayboluyoruz.

Bir ayna karşısında…

Bir kitap sayfasında, bir cümlenin ortasında, bazen bir kelimede, bazen bir soru işaretinde…

Bazen bir sayfayı çevirmeye bile mecalimiz kalmıyor.

İki sayfa arasında yok oluyoruz. (daha&helliip;)

Yayınlandı: 25 Şubat 2013

Bir Gün Akşam Olur Biz De Gideriz

Erkence uyanacaksın dünyaya. Önce derin bir nefes… Umutla bakacaksın aynaya. Tebessümün olacak yüreğinde. Akşamdan kararmış sobaya, teşekkür edebileceksin.

Sabahın buz gibi suyu, sıcacık gelecek sana.

Günün bereketini bir merdiven başında yaşlı bir amcayı selamlayarak karşılayacaksın.  

Teslimiyeti yaşayacaksın. (daha&helliip;)

Yayınlandı: 29 Ocak 2013

Öldüm ve Bir Bahçeye Gömüldüm

Yaşadığımızı zannediyoruz. Umutlar besliyoruz yarına dair.

Yarının ise boynu hep  bükük kalıyor.

Bazen sabır gibi gözüküyor herşey. Bazen ise ona bile tahammülü kalmıyor  insanın.

Baktığımıza inanıyoruz.  Gördüklerimiz ise sadece istediklerimiz.

Ya gör-e-mediklerimiz!

Hikaye, öldüm ve bir bahçeye gömüldüm diye bitiyor.

Evet, öldüm ve bir bahçeye gömüldüm..

[pro-player width=’530′ height=’253′ type=’video’ image=’http://www.youtube.com/watch?v=u5LJQ9THAU8′ streamer=’http://www.youtube.com/watch?v=u5LJQ9THAU8′]http://www.youtube.com/watch?v=u5LJQ9THAU8[/pro-player]

Yayınlandı: 14 Ocak 2013