İçeriğe geç

Yazar: Mustafa Buğra Kayhan

Psişik Mevzular 53,”İn-leyen Hayatlar Senfonisi”

Bilenler bilir, hep beni bulur böyle şeyler… Böyle şeyler, bilenler bilir ki beni bulur hep. Hep beni bulur böyle şeyler bilenler bilir yani… Akla hayale gelmeyecek yerlerde, kimsenin ihtimal dahi vermeyeceği olağanüstü kısıtlı zamanlarda ve çoğu zaman perişan bi’haldeyken karşıma çıkar hep böyle şeyler. Karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye gittiğimde de bulur, gecenin bi’vakti şehrin unutulmuş bir köşesinde unutulmuş bi’bankta oturup çekirdek işlerken de bulur. Dahası şehirlerarası yolculuklarımın ihtiyaç molalarında bile bulduğu olur. Kısaca bulur da bulur. Nedense hep aramadığımda bulur, aradığımda sırra kadem basıp kaybolur. Böyle şeyler hep böyledir zaten. Artık böyle şeylere sebep aramak uğruna kafa patlatmıyor ve sonrasında yaşanan gerilimlerin veya gelişmelerin üstünde durmuyorum. Hepsinin birbirini tamamlar nitelikte ki tekrarlardan ibaret olduğunu biliyorum çünkü. O yüzden şu anda…

Psişik Mevzular 52, ” Kim Belkemiğinde Tatlı Bi’Üşüme ile Yaşamasını Sevmez ki? “

Mustafa Deve isimli şahıs, üzerine sinek konan bi’ineğe bu ne? diye sorulduğunda tereddütsüz sinek diyecek türden bi’insandı ve asma gölgeli mahalle kahvesinin en ücra köşesinde, isminin ve cisminin zerre kadar önemli olmadığı eşşek kadar üç adamla eşli batak oynuyordu. Ha bu arada sigarasının külü kendi kendine döküldükten sonra kül tablasına çırpan insanlardandı da kendisi aynı zamanda. Üstelik eşli batak oynamasını bile bilmiyordu. Daha doğrusu eşle yapılan hiçbi’şey bilmiyordu. Doğduğu günden beri yalnız yalnızları oynuyordu. Asma gölgeli mahalle kahvesinin diğer ücra köşesinde ise adının sonradan Mehmet Hamit Canırmak olduğu öğrenilen seyyah görünümlü bilge, uzun uzun baktığı Revue cep saatinden gözlerini ayırdıktan sonra ayağa kalktı ve önündeki armut koltuklara yayılan güneş gözlüklü, papyonlu, takım elbiseli seçkin topluluğa! hitaben aşağıdaki cümleleri sıraladı peşpeşe:…

Psişik Mevzular 51, ” İşkem-Beden Eğitimli S-ayıklamalar “

İşkem-Beden Eğitimli S-ayıklamalar – Sabahları işe giderken karşılaşmamız için özel çaba harcayan ve her sabah istisnasız aynı cümleyi kuran ( ohhh yee hayat sana güzel valla ) üst komşumuzu süpürgenin sapıyla sırtına vura vura ve “ sahiden böyle mi düşünüyosun? ” diyerekten sokağın başına kadar kovalayacağım günün hayali ile heba ediyorum en güzel çağlarımı…  – Ekseriyetle herkesin başına gelebilir denilen cinsten olaylar neden ilk benim başıma gelir ki? – Yapacak hiçbir şey bulamazsın. Bazen yapacak hiçbir şey bulamamak normaldir. Tatlı bi’ağırlık da çullanmışsa üstüne uyuyayım bari dersin. Uyuyayım bari demek normal değildir. Uyumak normaldir. Aceleyle girersin yatağına. Yatağa girmek normaldir, aceleyle girmek değil. Tam o sırada küçük abdestin küçük küçük gıdıklar ya hani. Öyle sinir edici bi’şiddeti vardır ki yapmasan…

Psişik Mevzular 50, ” Birileri Giderken Birileri Mutlaka Konuşur “

Birileri Giderken Birileri Mutlaka Konuşur! Bazen, olur bu. Ve kimseye haber vermeden palaspandaras ve alelacele içine dönersin. Normal zamanlarında en az sahibi kadar coşkuyla söylediğin şarkıları anlamsız bi’çekimserlikle kimsenin hatta kendinin bile duyamayacağı sessizlikte söylersin. Bu sessizlik, bu sessizlik sessizlikler içinde öyle bir sessizlik olur ki hantal ağır yapış yapış çöker üstüne ve çok geçmeden fark edilince etrafındaki herkesi de rahatsız etmeye başlar. Etrafındakiler sende bi’şeylerin ters gittiğini, senin için acilen bi’şeyler yapılması gerektiğini fiskoslarlar sağda solda… Oysa sen, sendeki değişikliği sen hariç herkesin fark ettiğini dahi fark edemeyecek kadar içine dönmüşsündür; ayrıca buradan bakıldığında göze çarpan bariz bi’değişiklik falan da yoktur. İstediğin biraz sükûnet, biraz da tenhalıktır; zaten onun için içindesindir ama bunu kesinlikle anlamazlar. Rahat bırakmazlar. Takındıkları yapmacık…

Psişik Mevzular 49, ” Alışılmış Hüsran Bu “

Şirapis; buharın içindeki toz zerresi, sesin sessizliği… Zaman ve mekândan bağımsız üçüncü göz… Uzun zamandır kafanın içindedirler ve en az iki tanedirler. Tabiatları itibarı ile ayrı ayrı köşelerde yuvalandıkları için müşterek bi’düzlemde buluşmaları imkânsız gibi görünür. Elma armut misali. Ama çoğu zaman yürürken ve çoğu zaman hiç beklenmeyen bi’anda gerçekleşir zaten böylesine enteresan bi’buluşma. Olsun dersin. Bu kez gafil avlanmadığını düşünürsün; çünkü o eski toy çocuk değilsindir artık… Bu gibi buluşmalarla her an karşılaşma ihtimalini göz önünde bulundurmayı öğretmiştir tecrübelerin ve iktiza eden tedbirleri a4 ebatlarında en az iki kağıdı ve dahi en az iki kalemi cebinde veya çantanda taşımayı alışkanlık haline getirerek almış olduğun kanaatindesindir. Şimdi herkesten bi’adım önde gibisindir ve kendinle ne kadar gurur duysan azdır; şımarmak hakkındır…

Psişik Mevzular 48, ” Motel Kontrpiye’de Olanlar İki “

…. … Rafet cebinden çıkardığı kumandanın kırmızı mı kırmızı ve bi’o kadar da gösterişli tek tuşuna basar basmaz tesisin ana giriş kapısından kilitlendiğine dair mahsus ses geldi. Vişneçürüğü rengindeki kalın kadife perdeler de sanki bu sesi beklermişçesine zembereğinden boşanıverdi.* Zipzifiri bi’karanlığa kesti ortalık. İrkilmeye ensesinden başladı. Bu irkilme kulak arkalarını takip ederek ellerine oradan da parmak uçlarına kadar indi. Nihayet sunturlusundan uzun bi’hasss..t…r..rrrrr.r.r..r! çekebildi. Muazzep beyin “efendim hoş geldiniz.” cümlesi yırttı rrrrr rrrrr uğultusunu. -Yazılı imtihanı azami sayılabilecek bi’başarıyla geçtiğinizi beyan etmek için taa buraya kadar indim ki normalde hiç âdetim değildir. (ki bina zaten iki katlıdır.)  Motelimizde konaklayabilmeniz için iktiza eden en asıl ve önemli aşamayı yani mülakat kısmını da tamamlamak içininanın sabırsızlanıyorum. -Bak babalık, şu an bu şakayla…

Psişik Mevzular 47, ” Motel Kontrpiye’de Kalanlar Bir “

Kim bi’rüya üzerine inandırıcı şeyler söylemek istemez ki? Her ne kadar asabı bozulmuş olsa da motelin kapısından giriş yaptığında fark edebildi bütün bi’yolculuk boyunca süren çubuk kraker tırtıklama eyleminin ve buna bağlı biçimde gelişen poşet hışırtısının onu bütün dert ve tasalarından geçici süreliğine azade kıldığını. Fark edemediği motel girişinde yer alan tabeladaki ” Kader ve Cuzi İrade Bakanlığının Denetiminde Değildir.”  yazısıydı sadece.  Elindeki ne büyük ne de küçük sayılabilecek kuru bavulunu resepsiyonun üstüne bıraktı ve kafa kâğıdını karşısındaki feleğin sillesini eşek Sudan’dan gelene kadar yemiş gibi görünen adama uzattı ve hadiseler aşağıdaki gibi pıtır pıtır sökün etti.  “Ne bu genel olarak yani?” diye ünledi adının Rafet lakabının “Alelıtlak” olduğu sonradan öğrenilecek adam. “ Nasıl yani? Ne ne? Yahut neden? “…

Psişik Mevzular 46, ” Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar! “

6 Mayıs 2014 Pazartesi, 8373’ten telefonuma düşen mesaj: “ Yağı kemiğine bürünmüş oğlak mevsiminin son demlerini yaşadığımız bu günün akşamında, tabii ki Bakan’ın Ganyanda ve dahi İstanbul yarışlarının son ayağına müteakip toplanıyoruz. Mavra büyük. Dünya yansa yıkılsa gel. Harbiden !-! ” Ünlem tire ünlem(!-!) : Bi’nevi semtsel şifre, kesinlikle kaçırılmaması gereken bi’mavra olacağının emaresi. 8373: Semt hayatının inceliklerinin halen yaşandığı ve yaşatıldığı Semt-i Tepecik’in kurumsal telefon numarası. Semtin ileri gelenleri tarafından akledilmiş akıl dolu bi’hizmet. Haberi aldıktan sonra Reis’i aradım, hemen dakkasına. -Reis geçerken beni de alırsın. Evdeyim yahut o ağacın altında. Bilmem hatırlıyor musun? -Tağmmam tağmmam. Semt hayatını teneffüs ettiysen böyle kısa ve net konuşman gerekir. Adaptandır. Adapsa, S.Ş.A* ‘da her şey… Ganyana girdiğimizde yarışseverlerin handiyse hepsi dağılmış, oğlak…