Yazar Arşivleri: Ferhat Armut

BİR KERE

Chopin-Waltzes-No.3-in-A-Minor-Op.34.

Bir kere kirlendi bakir düşümüz, ”bilmek” adında bir fahişeyle,
Bir kere düştü vicdanımıza hani şu ”merak” dedikleri
Ve bir daha gelsek dünyaya, daha önce ölürdük bir öncekine evvel,
Bilmelisin şefkati, safi aşktır sebebi; üzülmelisin cahil ve tembel!

Bir kere düştü gözyaşımız dipsiz bir kuyuya,
Dipsiz bir kuyuya düştü ve zehirledi sarnıcından su içen bilgeleri.
Bilenler mutsuzluktan kıvrandı, bilmeyenler için mutluluk bir zandı.
Bu dilemma bizler için iyi bir talim; şimdi hepimizi bir korku sardı.

Bir kere yanıldık; alicenap sandık, meftun olduk haset kösteğe,
Bir kere düştük yollara, azığımız da bitti, çok uğraştık görmeye.
Onca ter döküldü, ıslandık, avuç içi kadar muvaffakıyet!
Elimizde ürperen cılız bir kandil, ramak kaldı sönmeye.

Bir kere sevdaya meyyal olduk, sevdik, sevildik korkarak
Sonra aklımıza aşık olduk, mahkum düştük; bizi baş başa gördüler.
Asıl cevher gönüldeymiş, zihinimiz boş bir levhaymış meğer
Toprağımız çamur oldu, balçık oldu, bizi öldüğümüz yere gömdüler.

Yayınlandı: 17 Ağustos 2017

Elimde Çok Az Keçi Kaldı

Ferhat Armut- Bekleyiş (elektro)

 

Bugün ahretin ilk günü gibi, rahvan yürüyen azgın atları çocukların üzerine sürüyorlar!
Pelteleşmiş zihnimin dışa vurumu hezeyanım; güneş tam tepemde gölgemi görmek istiyorum
Konsantre edilmiş vahşete sövmenin en güzel ifadesi, karanlıklara sığınmaktır.
Koyu havalarda daha bir ciddiyetle bakıyorum hayata, geceleri çift saymamın nedeni bu olabilir mi?

Champ Elysee’de topuğu kırılan madam ile La Fontaine’de çöp kutusunun yanındaki kızı aynı kefeye koyduğumda, kantarın topuzunun başına madamın topuğuna gelenler geldi.

Ölü evinde cümbüş yapanların informel ahlakları, sakat düşünceleri geçer akçe,
Masada başka türlüler, antiklerden söz alarak müsaadelerinizle:
Oğullarının dişlerinin kamaşması, babalarının yediği koruklardan mütevellit,
Sizin için iyi dileklerim vardı ama o kadar uzundu ki mumlar eriyiverdi.

Başka yerlerde oyun oynayan çocuklar var elbette, onun için kıyamet henüz mümkün değil,
Palmiyeleri düşün, bacaklarına dolanan kedileri, iyi alınmış bir uykuyu ve yapmak istediklerini.
Yine de rahatlatamazsın kendini, çünkü ağacın üstündeki kadar altında da var elbet,
Sen çiçeklenmek istedikçe, o daha bir derine kök salar; ümitler için acı, ne güzel bir payanda!

Ben günde altı, bilemedin yedi saat ölürüm; uyanınca hepten, uyuyamayınca dertten ölürüm.

Antropomorfik bir çiftlikte, ideal bir satıhta, bir zamanlar bana zimmetli daimonlar yaşardı,
Onlara genel geçer rüyalarda rastlardım, ütopyamı telkin ettim, -iyiye zorladım.
Sonra kapıları açıldı, mürekkebi bulandı, zincirlerini kopardı,
Nezaket hadlerinde söylenmesi gerekirse, elimde çok az keçi kaldı.

Yayınlandı: 28 Mart 2017

Seni Seviyorum Dememek İçin- 3 ”Zarafet”

u-kadin-yagli-boya

Ferhat Armut/ Ballad ”Kavramsızlık”

Zarafetinden bardağı üç parmakla tutan sevgilim…
Bu benim rahatsız olma isteğim midir?
Kalbimdeki odan hazır, anahtarı üstünde ve aralıklı;
Gıcırdayan nefesin, yüzüme vurur her seferinde
Kapanmaz, kilit tutmaz, ikna edilemez uyduruk kapısı.

Dualarımda yanlış anlaşılmaktan çok korkarım!
Anlatım bozukluklarıma rağmen ne mutlu ki kabul edilir
Yalnızlığa gömülmeden önce gururuyla yıkar bedenimi,
Sinir harbinde ve mühimmatım tükenmek üzereyken
Boğazımda düğümlenen bu şeyin Latince karşılığı nedir? (daha&helliip;)

Yayınlandı: 26 Ekim 2016

MAHZEN

col1-1

Anjelika Akbar/ Kamelya

Evvelce nesir doğar, nesir yaşardı bu toprakların insanları,
Yalnızca ölürken ilahi şiirden iki mısra dudaklarında,
Yoksunluk yakınca anlarlar; acıdan akan bir yudum şaraptan,
Bir yudum da taze ilkbahardan alalım, azık olsun yanımızda.

Mahzenin çürümüş fıçıları pejmürde, içindekiler sirkeye benzer,
İptidai olan ahlakları; bir de karanlıkta beni beklerler.
Ateşler içinde ruhun asaleti, yüksekten düşünce naçar oldu serkeş,
Övünçleri taşmış ağızlarından, çirkinleşmiş etrafımdaki herkes.

Gözlerimi kapadığımda hezarfen olurum, hiç tasalanmam.
Kirpikler vedalaşınca sesler çoğalır, aralarında kalırım samimiyetsiz!
Istırabım kendimle; batın ederim zatımı da sonra ete kemiğe bürünürüm,
Hem bizi cahil bırakanlar, bu âlimler değil miydi kifayetsiz! (daha&helliip;)

Yayınlandı: 01 Mart 2016

Bu Bulantı Mideye Değildir

Gastronomik telaşlar ile geçirdiğimiz onlarca sene,
İsraf değildir bu ömürden, ama insanı yüceltmez de.
Mide, karanlık bir bok çukuruna adaptasyon,
Suyuna gidersen cennetten rezervasyon aynı zamanda.
Olmasaydı böyle bir uğraş, düşün mahrum kalınacak zevkleri?
Düşünme! Düşünmeyle bilinemez elbette…

Uyuyan ile ölene gösterdiğiniz saygının yarısını,
Tembellere de gösterin, hem onlarda hiçbir şey yapmıyorlar.

Mutluluğa ulaşmak için küçük bir önerim naçizane:
Kurabiye dolu kavanoza uzanmak istemelisin; nihayetinde
Kurabiyeler değil, kavanozun şeklidir seni büyüleyen.
Birini yemek yerken izleyip şenlenen insanlar da iyidir.
Hem yalnız değilsin hem de sadece sen yersin,
Cebinde olmalı bunlardan birkaç tanesi, bu yemek işi hiç bitmesin. (daha&helliip;)

Yayınlandı: 27 Ocak 2016

Düşüncemin Sesi

Biyolojik varlığının ötesine geçemediğinden ya şikayetin,
Talihsizliğine şükret ya bunu başarabilseydin?

Hepsini duymak istediğinden emin misin?
Bir noktaya takılıp kalıyorum, aslında her şey birer nokta.
Dışarıdaki evrenin içi ve içerideki evrenin dışı,
Kendini aynı yerde bulamıyorsun!

Bunlar, hamamdaki soğuk su şakaları gibidir.
Yaptığın kişi hariç, herkese komik gelir.
Tarifine uyan hayvanatı yemlemeye hiç niyetim yok,
-İnsan- dediğim yek düşünceden payeler sunmanın yanında. (daha&helliip;)

Yayınlandı: 02 Aralık 2015

Düşüncemin Kokusu

Her şey  düzen içinde bir ölçü ve olması gereken ahlâk…

EHTorchlight07019

Rachid Taha & Kirstie Hawkshaw- Valencia

Ne kadar kendimden uzaklaşmak istesem,
Geri dönecek tâkati ruhumda bir türlü bulamam.
Pek zor gelirim kendime.
Nedeni, ben mi yoksa uykuya dalarken,
Kulağıma fısıldanan kelimeler mi?
Bir yastık kadar yakın ölüm yahut hepten ölüyüz.
Belki de hiç yaşamadık ki?
Kâbih deme! Söylenecek o kadar çok şey varken… (daha&helliip;)

Yayınlandı: 19 Ağustos 2015

TESELLİYE İNDİRGEMEK

‘’Uzun zamandır kendisinden haber alınamayan tavus kuşunun aksine,
Geride kalan her fragmanda varlığını hissettirir, mevzudaki kargalar…’’

Kendime eziyetim, ahlakı fazıla!
Görmemeliydim, bir araba ağlayan adamı,
Duymamalıydım hep bir ağızdan…
Kâğıttaki memnun olmadığım eksik düşüncelerimin,
Gönüllerini alırken, mürekkep kurumuş mu?
Dün akşam, benden daha rahat uyumuş mu?
Nedir bu mutluluk düşmanlığım?
Kar yağıyormuş evin içine,
Ben, saat kaç olmuş, hâlâ dışarıdayım. (daha&helliip;)

Yayınlandı: 12 Nisan 2015