İçeriğe geç

Ay: Nisan 2017

Hatalar Haritası

“Ne varlığın ne yokluğun kıymeti bilinir. Oysa bildim denilenin haddi hesabı yoktur. İnsanoğlu nankördür diye çuvaldızı batırasım var. Gel gör ki bu hikayenin Brütüs’ü benim.”

Ellerim onları bildim bileli sıcak. Bir başka tene ihtiyacım yok dercesine. Bilmediği şey sıcacık. Sevilmemek ardında sevmemeyi getirir. En başta da kendini. Sevgi, saygıyla beraberdir. Özsaygını yitirmek son raddedir. Sonrası sonsuz karanlık. Her insanın karanlığı farklıdır. Kendine, sevdiklerine, sevmediklerine, ağaçlara, hayvanlara… Bazen biri, belki birkaçı, nadiren hepsi. Çemberin dışında tutulan şey tutunulandır. Bir de tutunamayanlar var ki o ayrıdır.

Şarapneller-VII

Son konuşmayı dinlemişiz, kalbimizin kemiğimize çarpa çarpa atışının sesi taaa kulaklarımıza vurur bir vaziyette Bâb-ı Âli’ye doğru gidiyoruz. Öyle bir yemin etmişiz ki aramızda en ufak bir tereddüt gösterip geri döneni indireceğiz, kardeşimiz dahi olsa indireceğiz. Üzerimizde zerre kadar itaatsizlik emaresi yoktu. Edirne’yi Bulgara verecek olanlara karşı, “Edirne’yi verdirtmem” diyenlere itaat ediyorduk. Bizim için mevzu bundan ibaretti ve yeterliydi. Yola çıkmadan evvel içtiğim son tütünün o tatlı acısı hâlâ damağımda. “Ne güzel bir tat, belki de dünyada alacağım son tat bu” diyorum. İşin açığı tütünün tadından başka bir tat da bilmiyorum. Sesler artıyordu iyice, kalabalık da çoğalıyor. Ne oluyor lan düşüyorum. Sıçrayınca gözümü açtım. Uykunun en sevmediğim hali bu. Düşer gibi olup sıçramak. Yalan yok, Bâb-ı Âli’ye doğru gidiyoruz. Fakat…