İçeriğe geç

Ay: Ocak 2013

Düzen

  Başım dönüyor. Evet, önünde yürüdüğüm adamı takip etmeye başladığım andan beri başım dönüyor. Buradan kaçıncı geçişimiz bilmiyorum, yirmi altıncıdan sonra saymayı bırakmıştım. Kutlu(!) takibe yeni başladığım zamanlar hakikaten bir yere gittiğimizi düşünüyordum.  Uzun bir süre öyle olduğunu umut ettim ama artık tamamen eminim. Bu adamın bir varış noktası yok. Yürüyoruz. Ben önde o arkada, şehirde girip çıkmadığımız sokak kalmadı. Şehir de öyle ufaklarından değil, epey var. Önceleri güzel de gelirdi, “geziyoruz” diye içimden geçirirdim. Sarı binalar, kahverengi su, kırmızı gökyüzü… Arkamı döndüğüm anda bir saniyeden çok az bir süre önce baktığım yere bakabilme kabiliyetinde bir adam… İlerleme vaadi var bir yandan da, iyilerden olma vaadi… Sıkıldım. Bir süre sonra her insan evladı gibi “yetmez mi bu kadar” düşüncesine kapıldım.…

Öldüm ve Bir Bahçeye Gömüldüm

Yaşadığımızı zannediyoruz. Umutlar besliyoruz yarına dair. Yarının ise boynu hep  bükük kalıyor. Bazen sabır gibi gözüküyor herşey. Bazen ise ona bile tahammülü kalmıyor  insanın. Baktığımıza inanıyoruz.  Gördüklerimiz ise sadece istediklerimiz. Ya gör-e-mediklerimiz! Hikaye, öldüm ve bir bahçeye gömüldüm diye bitiyor. Evet, öldüm ve bir bahçeye gömüldüm.. [pro-player width=’530′ height=’253′ type=’video’ image=’http://www.youtube.com/watch?v=u5LJQ9THAU8′ streamer=’http://www.youtube.com/watch?v=u5LJQ9THAU8′]http://www.youtube.com/watch?v=u5LJQ9THAU8[/pro-player]

Psişik Mevzular 28 ” Geliştirilmiş SaçmaSapan Tutarsızlıklar Teorisi “

Yemek sonrası,

“ Çay var mı? ” diye soruyorum garsona…

“ Var abi. “ diyor

“ Sigaraya yetiştir dostum, çok önemli…” diyorum..

“ Tamam, abi, merak etme! “
….

Sigarayı yakıyorum aynı anda çayım geliyor. Birden garsonu çok sevdiğimi fark ediyorum. Lokantanın, kıytırık ve titrek iskemlesinde çay-sigaranın verdiği eşsiz keyfin tadını çıkarıyorum; sigaradan iki uzun nefes çekiyorum, çaydan kısa bi’yudum. Tadını çıkarttığım zamanları hep uzatmak istiyorum sonsuza kadar…

Ama olmaz ki, fakat uzamaz ki. Saçma sapan şeyler geçer hep aklımdan böyle zamanlarda…
Bir zamanlar vatan, millet ve devletin kurtarılmayı bekleyen kanadı kırık kuş yavrusu misali bizlerin yardımına ihtiyaç duyduğunu düşünür kafamı bu meselelere ipoteklerdim. Öyleydi yani bi’zamanlar. Şimdilerde ise saçma sapan şeyler kafama haciz kararı çıkartıyor.

Misal şimdi, insan saçlarının neden beyazladığını düşünüyorum. ( Önceleri böyle bi’şeyi düşünmeye vakit ayırmanın zinhar günah olduğunu düşünürdüm.) Bi’yandan da içimde anlamsız bi’his dağdağası kıpraşıp duruyor. Kıpraşmanın sebepsiz olmadığını anlıyorum. Kafamı kaldırıyorum ve 3 adım sonra önümden geçecek hatun kişinin gözünü gözüme sabitliyorum. Gayriihtiyarî gülüyor, dünden hazırladığım gülüşümle mukabelede bulunuyorum, kafamı sallayarak. Daha fazla dayanamıyorum ve önümden geçişini izleyen 9. adımın sonunda yanında buluyorum kendimi.

Sıcak bi’ “Merhaba !” diyorum.